dikkate alınan zaman - instant considéré - time being considered
şimdilik - ores, pour le moment - for the time being
şimdilik, bir şeyi beklerken, bir şey olana kadar - en attendant - while waiting, in the meantime, for the time being
olarak tanınmak - réputer - be accepted as, considered to be
anlaşılmak, duyulmak, kullanılmak - s'entendre - be considered
kabul edilmiş sayılacaktır, kabul edildiği sayılacaktır - être considéré(e) comme acceptée, être réputée acceptée - will be deemed to be accepted, will be considered to be accepted
geçersiz ve yok hükmünde sayılma (sözleşmeler için) - accepté nul et non avenu - considered null and void
betonun hesap momenti oluştuğu andaki yaşı, gün - age du béton à l'instant considéré, en jours - age of the concrete at the moment considered, in days
ileride, bir gün, zamanla - à terme - with time, in time
zaman zaman, ara ara - par accès - from time to time
bekletme süresi - durée d'attente - holding time, (waiting time)
yarım gün çalışma, yarımgün iş, yarızamanlı iş, yarı zamanlı çalışma - travailler à temps partiel - part-time job, work part-time
tutma süresi, kalma süresi, stok süresi, saklama süresi - temps de séjour, temps de conservation, temps de stockage - retention time, storage time
uygun zamanda - en temps opportun - at the proper time, at an opportune time
zamanında, doğru zamanda, doğru anda, istenilen zamanda - en temps voulu - at the right time, at a proper time, timely
zamanlı röle - relais de temporisation (relais de camion sur rail) - time delay relay, time relay
bağlı kalma süresi, bağlantı süresi, bağlanma süresi - temps de connexion - connect time, connected time
çalışma süresi - temps de fonctionnement - running time, operating time
iniş süresi, inme süresi (ışık) - temps de descente, temp de décroissance - decay time, fall time
boşta geçen süre, zaman kaybı, personelin çalışamadığı süre - temps mort, temps d'inactivité - dead time, idle time
delinme - piqûre - being bored, punctured, pierced, perforated
şunu yapması gerekmeksizin - sans qu'il soit nécessaire que - without being necessary to do sth
kullanılmakta olmak - - being rolled out
temyiz hakkı olmamak - être sans appel - be without appeal, appeal of decision being impossible
geçersiz ilan edilme sonucu ile - à peine de nullité - under the pain of being declared void
bu şartlar altında, bundan dolayı, dolayısıyla, bu halde - de ce qui précède - this being so
cezai takip saklı kalmak kaydıyla - sans préjudice de poursuites pénales - with criminal proceedings being available
parmakların ezilmesi, kopması veya sıkışmasını önleyecek koruyucu sistemler ile birlikte - avec une protection pour empêcher que les doigts soient écrasés, cisaillés ou entrainés - with protection to prevent fingers being crushed, shorn off or drawn in
insanoğlu, insan - être humain, homme - human being, man
onay aşamasında - en cours de validation - in process of validation, undergoing validation, currently being validated, validation ongoing
kısa sürede, hemen - à brave échéance - in a short period of time
yapmanın tam sırası, yapmak çok yerinde olur, yapmak için en uygun zaman - c'est le cas de f. qch - it is time to do sth
süre - délai - time, period
sürede sapma - écart, écart de temps - deviation, gap, time gap
bu arada, bu meyanda - entre-temps - meanwhile, in the mean time, by the way
zaman kullanımı, zaman yönetimi, iş fazları - ordonnancement - time management, scheduling
zaman aşımı - péremption - time limit
safha - planning - time scale, schedule, progress schedule
süre uzatımı - prorogation du délai - extension of time
zamana karşı yarışmak - s'efforcer contre le temps - race against time
zamanında - à temps - timely, in time
zaman damgası - horodateur, horodatage - time stamp
zaman bölünmeli çoklama - multiplexage par répartition dans le temps - time division multiplexing
devridaim süresi - durée de recyclage - recycling time
katılım süresine göre - prorata temporis - in proportion to time
uzun süreli, gerçek zamanlı stabilite çalışması - - long-term, real-time stability study
maruziyet süresi - temps d'exposition, durée d'exposition - exposure time, period of exposure, exposure duration
eskiden - autrefois - once upon a time
süre uzatımı - prolongation de la durée du contrat - extension of time
tam zamanlı iş, tam zamanlı çalışma - travailler à temps plein - permanent job, work full hours, full-time job
Bu bir sözlük sitesidir. Cümleler yerine kelimelerin tercümeleri bulunmaktadır.
Site üç dillidir. Fransızca, Türkçe ve İngilizce dilleri arasında teknik terim tercümeleri kullanıcılar ile paylaşılmaktadır.
Site tasarımı sütunlar halindedir. Kullanımı kolaylaştıran özelliklere sahiptir. Mobil uyumludur.
Site ücretsizdir. Bu siteyi kullandığınız için sizden karşılık beklenmemektedir.
Site güvenlidir. Kimliğinizi tespit etmeye yönelik girişimlerde bulunulmamaktadır.
Site karşılıklı etkileşime açıktır. Kullanıcı tarafından alternatif tercüme önerileri ve yorum yapılabilmektedir.
Site gelişmektedir. Yeni içerik eklenmekte, kod geliştirilmektedir.
Sitemiz artık eskisinden de güvenli. Adres çubuğunda gördüğünüz https (Secure Hyper Text Transfer Protocol - güvenli metin aktarma iletişim protokolü) buna işaret etmektedir.
Sonuçları A-Z sıralamak için sütun başlıklarına tıklamanız yeterlidir.
Fransızca çok kullanılan bazı aksanlı harfler için kısayol tuşları:
Yeni eklenen beğenme düğmelerini rahatlıkla kullanabilirsiniz. Kimliğinizi tespit etmeye yönelik girişimlerde bulunulmamaktadır.